top of page
Benay Durmaz Güner

Hoş geldiniz!

Benay Durmaz Güner, İsviçre
Marketing & Communication Strategist, İyi Ki Podcast Producer & Host

LinkedIn'de takip etmek için: 

Benay Durmaz Güner: www.linkedin.com/benaydurmazguner

İyi Ki Podcast: www.linkedin.com/company/iyikipodcast

İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbulluyum ve İstanbul’la çok güçlü bir bağım var. İstanbul, sadece bir şehir değil, bir tempo, bir hafıza ve oldukça derin bir hikaye benim için. 

 

Kariyerimin büyük bölümünü İstanbul’da, medya ve pazarlama dünyasının tam merkezinde geçirdim. 20 yılı aşkın bir süredir Türkiye’nin önde gelen kurumlarında; Power Medya Group, Beşiktaş Kültür Merkezi ve Karnaval Media Group’ta pazarlama liderliği yaptım. 

Markaların büyümesi, konumlandırma, kampanya yönetimi, sponsorluklar, etkinlikler ve dijital/klasik mecraların birlikte çalıştığı oldukça büyük ölçekli projeler yürüttüm. Bu sektör 7/24 susmayan bir ses gibi, yaşarken mi çalışıyorsunuz, çalışırken mi yaşıyorsunuz, yoksa artık ikisi bir bütüne mi dönüşüyor karar vermek zor. Medya sektöründe bu kadar uzun süre çalışmak insana ciddi bir dayanıklılık kazandırıyor ve anlatıyı anında kurma kasını geliştiriyor. Krizi de fırsatı da aynı hızda okumayı öğreniyorsunuz.

İsviçre’ye taşındıktan sonra yaklaşık dört yıl boyunca Umman merkezli Sabco Media Group’a pazarlama danışmanlığı verdim. Şu an ise hem OKR Institute’ta Fractional CMO olarak aktif görev alıyorum, hem de Avrupa odağında, dijital teknolojiler ekseninde SaaS platformlarına stratejik pazarlama danışmanlığı veriyorum. Son beş yıldır işimin danışmanlık modeliyle farklı ülkelerdeki markaların ve kurumların yolculuklarına eşlik ederek devam etmesi, İsviçre’ye uyum sürecimi de sağlıklı ve dengeli kıldığını düşünüyorum.

Marmara Üniversitesi Ekonomi eğitimim ise tüm bu işlerin merkezindeki bakış açımı şekillendiren sağlam bir zemin oldu. Yıllar sonra sırf zevkine felsefe okumak ise bu zeminin üzerine başka bir katman daha ekledi. Bir taraf cevap bulmaya, çözüme ve sonuca yönelten bir disiplinken, felsefe ise soru sormanın, cevabını hiçbir zaman bulmak gayesinde olmadan doğru soruları sormanın hazzına taşıdı zihnimi. 

Hayatın keyiflerine gelecek olursak; sohbetleri, kelimeleri, cümleleri, kitapları, yağlı boya darbelerini, sanatın her bir köşesini, doğanın içimizde yankılanan susmak bilmeyen sesini, sonsuz denizleri ve engin derinliklerini, mümkünse okyanusların sesini, asaletini, lacivert rengini, matematiği, zihin açıcı her aktiviteyi, kalemi, defteri, kırtasiye malzemelerini, kokuları, melodilerin ruhuma işleyen dilini, keşfetmeyi ve düşünmeyi severim. Bir de sabahların kokusunu...

​Bir Balık burcu olarak denize aşık, denize muhtaç ve denize bağımlıyım. ​​En güzel cümleler genelde yüzerken geliyor aklıma.

Yürüyerek dünyanın - varsa eğer - sonuna ulaşabilirim. Araba kullanmadığım için mi böyle düşünüyorum, yoksa böyle düşündüğüm için mi araba kullanmıyorum, bilinmez.

Meraklıyımdır, öğrenme merakım bitmek bilmez. Bu merakı iştahla paylaşmayı severim.

Kitaplarla mesaim boldur. Kitapları da iştahla paylaşmayı severim. ​Hayatım boyunca kendimi yazarak ve çizerek ifade ettim. Konuşurken elimde kalem defter varsa kendimi daha güvende hissederim. Çizerek anlatmayacaksam bir şeyi sanki eksik kalacakmış gibi düşünürüm.

Deste deste günlüklerde öyküler, duygular, karalamalar, hatıralar ve eskizler biriktirdim.

2021 yılında İsviçre'ye taşınırken mazinin ve hikayelerimizin kağıtlarda, hard disklerde ya da çekmecelerimizde saklanmadığına kanaat getirdim.​ İnsanın fiziksel olarak sakladığı anılarla vedalaşmasının korkunç bir sınav olduğunu düşünürdüm hep. O kadar da korkunç değilmiş. Hepsi, bugünkü “biz”in her bir iliğinde nefes almaya devam ediyor çünkü. Önemli olan ruhumuzda biriktirdiklerimiz.​ Sohbetlerimizde, dinlerken yaptığımız yorumlarda, zihnimizde dönüp duran düşüncelerde, sıfırdan başladığımız defterlerde, dünyaya bakan gözlerimizde aslında mazi...ve tüm tecrübelerimiz. Çünkü mazimizle et ve tırnak gibiyiz. Anılar ve tecrübeler; dolaplara, çekmecelere, sayfalara hapsolmuş dinamikler değil sanırım; bizimle birlikte yürüyen, nefes alan bir bütün. Ve o izler, her bir yeni cümlede, yeni adımda ve aldığımız her solukta saklı.

​​

Şimdi kim silebilir ki benim aklımdan Feneryolu'nun tüm sokaklarına sirayet etmiş ıhlamur kokusunu, vapurda yazdığım öykülerin çoşkusunu, Maden ve Nizam mahallelerinin dokusunu, martıların Adalarda yankılanan çığlıklarını, uçakta karaladığım yüzleri, tramvayın o eski dost sesini, Galata’nın rengini, Haydarpaşa Garı'nın fısıldayan trenlerini...Her hafta ailece gittiğimiz devlet tiyatrolarında, küçücük aklımla ama kocaman kalemlerle o minicik defterlere aldığım notları kim unutturabilir? Ortaköy'ü, kamburun çay bahçesini, Kadıköy sokaklarında kaybolmanın verdiği o tarifsiz hissi, Kalamış'ın rengini, boğazın saçlarımda bıraktığı tuzu, sisi, derinliği kim silebilir benim aklımdan? Tanıştığım her bir yeni yüzü, dokuyu, ruhu kim unutturabilir?

İçinden deniz geçen bu kadim şehrin içimizden geçen her köşesini...

Kim silebilir benim aklımdan İstanbul'un izlerini?

Tek bir seçeneğim olsa kendimi sadece yazmaya adardım sanırım. Buna kim engel sizce?

İhtiyaç halinde yarına hemen, düne tekrar ulaşabilmek, anın tadını çıkartabilmek ve zamanı bükebilmek için yazıyorum. Yazmak aynı zamanda meditatif bir eşlikçi hayatıma. İşimin de en büyük parçası oldu her zaman. Sevdiğim mevsimlerde dolanarak belki de hep baharda gezinmek, soğuğun hakkını vermek, sıcağı iliklerimde hissetmek için yazıyorum. İyiyi hakkıyla kucaklayabilmek, kötüyü kendi ellerimle yaratabilmek ya da iyi ile kötü arasındaki o ince çizgide düşünmek, düşündürmek, adaleti ya da adaletsizliği kontrol edebilmek için yazıyorum.Sınırların olmadığı bu dünyada kendi dünyamın sınırlarını kendim çizebilmek ya da sınırsızca özgürlüğe doğru yüzebilmek için yazıyorum.​

Cesaretimi toplamak, kendime bu konuda daha fazla inanabilmek ve bitmek bilmeyen ömür boyu öğrenme yolculuğu içinde Hikmet Hükümenoğlu, Semih Gümüş ve Murat Gülsoy'un yaratıcı yazı atölyelerini tamamladım. Kalemime ve zihnime dokundukları her bir saniyeden çok keyif aldım. 

Mayis 2023 tarihinden beri de üretim anlamında "İyi Ki" podcast ile besleniyorum. Podcast benim için bir performans alanından çok bir düşünme ve dinlenme alanı. Yani zihnimi hem yorarak, hem de genişleterek dinlendiğim bir sığınak gibi. Bu sığınak hissini bazen resim yaparken, bazen öykü yazarken ve de podcast kaydederken hissediyorum. Hepsi ortak bir noktada birleşiyor. Kendini duymak, kendine kalmak. Kendine kalmak derken, dünyadan soyutlanmak değil, aksine dünyanın sesini biraz kısarak içerideki o gerçek sesi işiterek paylaşmak. 

Hayatın her zerresine 'iyi ki'.

Sevgiyle kalın.

Benay Durmaz Güner

1 Kasim 2024

IMG_9255.JPG
IMG_9257.JPG
IMG_8461.JPG

© 2026 by iyikipodcast.com I Tüm hakları saklıdır I Podcast produced by Digihead Media

bottom of page